| ||
| ||
| 1 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
ALDANMA CAHİLİN KURU LAFINAAldanma cahilin kuru lafınaKültürsüz insanın külü yalandırHükmetse dünyanın her tarafınaArzusu hedefi yolu yalandırKar suyundan süzen çeşme göl olmazGül dikende biter diken gül olmazDiz diz eden her sineğin bal'olmazPeteksiz arının balı yalandırİnsan bir deryadır ilimle mahirİlimsiz insanın şöhreti zahirCahilden iyilik beklenmez ahirİşleği ameli hâli yalandırCahil okur amma alim olamazKâmillik ilmini herkes bilemezVeysel bu sözlerin halka yaramazSonra sana derler deli yalandırAşık Veysel ŞATIROĞLU | ||
| yok Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
Denizli 112 web sitesinde yayınlanan gerçek yaşanmış olaylar 7 yaşında 23 aylık gebe Komplikasyonlu doğum vakasına giden ekip hastayı alır, hastaneye çıkış anonsu geçerken dili sürçer. "Merkez, 7 yaşında 23 aylık gebe aldık, hastaneye çıkış yaptık." Küçük çaplı mafya! Hesaplaşması Küçük çaplı mafya! Hesaplaşması. İki grup arasında silahlı çatışma çıkmış, olay yerinde yaralılar olduğu ihbarı. İki ekip çıkarılır. İlk ekip olay yerinden ağır yaralı bir kişiyi alır, bir ölü olduğunu söyler. İkinci ekip olay yerine geldiğini anons geçer. Bir süre sonra (10 dk. ) tekrar olay yerinde anonsu geçer ve bir yaralı aldığını söyler.Yaralılar hastaneye bırakıldıktan sonra 2. ekip doktoru KKM’ni arayıp olayı anlatır: Ekip olay yerine gittiğinde görgü tanıkları yaralı birinin kaçtığını söyler. Ekip araya araya yaralıyı bahçelerin arasında, bir duvarın dibinde saklanırken bulur. Yaralı : - Nerden buldunuz beni ya. Gidin başımdan , ben saklanıyorum. Ekip doktoru: olmaz! Kalk hastaneye gidiyoruz… Yaralı : - Abi , benim bir şeyim yok, şimdi yerimi belli edeceksiniz ,bela mısınız gidin başımdan. Ekip doktoru: Seni almadan şuradan şuraya gitmem , araya araya zor bulduk zaten. Yaralı : - Abi ne olur dikilip durmayın. Nerden buldunuz beni, ne güzel saklanıyordum. Ekip doktoru: Ben anlamam kardeşim, kalk gidiyoruz... Ekibi ikna edemeyeceğini anlayan yaralı ambulansa binmek zorunda kalır… Vermidon'dan değil de ambulans peşinde koşmaktan ölecek. 20 yaşlarında erkek KKM ‘ni arayarak intihar amaçlı 7-8 adet vermidon içtiğini, ancak şimdi pişman olduğunu, ölmek istemediğini ifade eder. KKM alınan dozun öldürücü olmadığını tedbir amaçlı kendisine ambulans gönderileceğini söyler.Şahıs yalnız olduğu ve genel durumu iyi olduğu için yola çıkması istenir. Şahıs birinci kavşakta bekleyeceğini söyler. Ambulans olay yerine hareket eder. Bu arada şahıs sabırsızlanıp 2. kavşağa doğru yürür. 1. kavşakta bekleneceği ihbarını alan ekip 2. kavşaktan şahsın yanından hızla geçer gider.Şahıs ambulansın peşinden koşar, bu arada KKM ‘ ni arayıp ambulansı geçtiğini bildirir. KKM ekibi bu defa 2. kavşağa yönlendirir.Ekip 2. kavşağa hareket eder. Ancak bu arada şahıs da durmayıp, 1. kavşağa doğru koşmaktadır.Ambulans yine hızla yanından geçer gider. Şahıs yine peşinden koşar, yine KKM’ ni arar, ekip yine 1. kavşağa yönlendirilir, şahıs yine ters istikamete koşar.En sonunda ekip şu anonsu geçer: -Merkez , iki kavşak arasında peşimizden koşup duran biri var, hasta bu koşan kişi midir? -Doğrudur ekip! Telefonla da ‘’ vatandaş vermidondan değil de ambulans peşinde koşmaktan ölecek. Yakalayın da hastaneye götürün!!!’’ Çok tanınmış bir ailenin çocuğu Gece saat üç civarında KKM ‘ne gelen ihbarda üniversite öğrencisi bayan , erkek arkadaşıyla tartıştıklarını, arkadaşının az önce kendisini arayıp intihar amaçlı çok sayıda ilaç içtiğini söylediğini ve sesinin kötü geldiğini ifade ederek yardım ister. Erkek arkadaşının telefon ve adresi alınır.Ekip çıkarılır, 155’e haber verilir. Şahsın telefonu aranır. Olayın kahramanı gecenin bir yarısı 112 tarafından aranınca panikler .İlaç almadığını, kız arkadaşını korkutmak, barışmak için yalan söylediğini ifade eder. Ambulansın yolda olduğunu öğrendiğinde panikle kendinin çok tanınmış bir ailenin çocuğu olduğunu, gece yarısı hem 112 hem 155 kapısına gelirse rezil olacağını, babasının çok kızacağını ifade edip ambulansın iptali için adeta yalvarır. Ancak KKM hem yalan söyleme ihtimaline karşı hem de ders olsun diye ambulansa görev iptali yaptırmaz, şahıs midesi yıkanmak üzere ve ifadesi alınmak üzere Denizli Devlet Hastanesine götürülür… | ||
| 1 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
Adam doktora gitmiş; | ||
| 1 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
| ||
| 2 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı; © Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine, parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim… © Hatalarını daha az düzeltir, onunla daha çok yakınlık kurmaya çalışırdım… © Onu sadece gözlerimle izler, saat kısıtlamaları koymazdım… © Daha ilgili olmaya, daha çok şefkat göstermeye çalışırdım… © Onunla daha çok yürümeye çıkar, uçurtmalar uçururdum… © Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine, onunla oyun oynardım… © Onunla kırlarda koşar, yıldızları seyrederdim… © Onunla daha az çekişir, daha çok sarılırdım… © Ona her zaman katı davranmaz, onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim… © Güç konusunda daha az ders verir, sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim | ||
| 1 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
SEN YOKTUN...
Sen yoktun... Hz âdemdeydi nurun Amin dedi on sekiz bin âlem, nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak Ve bir gelişin vardı ya rasulallah, bir inişin vardı yer yüzüne... Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de, öksüzler annelerine sarıldı doya doya. Yağmura mı ihtiyaç var? Kaldır şehadet parmağını, Yağmurları salsın allah.
Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden . Bizler ömer değiliz ama, bütün dualarımız senin için (DURSUN ALİ ERZİNCANLI) | ||
| 3 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
|
Bazen hakikaten insanın sinirden kafası patlayacak gibi oluyor... Katılıyor musunuzu...? | ||
| 3 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
|
| ||
| 2 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| ||
İlhan Bardakçının Kudüste yaşadığı bir hatıra ilginç ve bir o kadar da ibret vericidir: Mevki Kudüs.Mekan Mescid ül Aksa ,Tarih 21 Mayıs 1972 Cuma. Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said Terzioğlu, İsrail Dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz.. Kudüs Kapalı Çarşısında rüzgar gibi dolanan entarili kahvecilerin ellerindeki askılara çarpmadan biraz yürüdünüz mü, önünüze çıkan kapı sizi Mescid ül Aksanın önüne kavuşturur. Miraç mucizesinin soluklandığı ilk Kıblemize yani
. Hemen oracıkta ilk avlu vardır ki, hala bizim lakabımızla anılır.. 12 bin şamdanlı avlu derler oraya.. Yavuz Selim 30 Aralık 1517 Salı günü Kudüsü devlete katmıştır da, ortalık kararmıştır.. yatsı namazını o avluda kılar. Kendisi ve bütün ordu beraber.. şamdanları yakarlar. Tam 12 bin şamdan
. O isim oradan kalmadır. Sekiz on basamaklı geniş merdiveni adımladınız mı , o mukaddes Mescidin bağdaş kurduğu ikinci avluya ulaşırsınız.. Onu o merdivenin başında gördüm.. iki metreye yakın bir boy.. iskeletleşmiş vücudu üzerinde bir garip giysi.. palto?... hayır, kaput , pardösü veya kaftan? ... Değil. Öyle bir şey işte
Başındaki kalpak mı , takke mi, fes mi ? hiçbirisi değil. Oraya dimdik dikilmiş. Yüzüne baktım da, ürktüm.. hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi.. yüz binlerce çizgi, kırışık ve kavruk bir deri kalıntısı. Yanımda İsrail dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Yusuf var. Bizim eski vatandaşımız. İstanbullu . kim bu adam? dedim. Lakaydi ile omuz silkti. bilmem diye cevap verdi. bir meczup işte. Ben bildim bileli, yıllardır burada dururmuş. Çakılı gibi hala duruyor ya.. kimseye bir şey sormaz.kimseye bakmaz, kimseyi görmez. Nasıl, neden , niçin hala bilmiyorum.yanına vardım. Türkçe selamünaleyküm baba dedim. Torbalanmış göz kapaklarının ardında sütrelenmiş gibi jiletle çizilmişçesine donuk gözlerini araladı.yüzü gerildi. Bana , bizim o canım Anadolu Türkçemizle cevap verdi: - Aleykümselam oğul
. Donakaldım. Ellerine sarıldım, öptüm öptüm
- Kimsin sen , baba? Dedim.. Anlattı ki bende size anlatacağım.ama evvela biliniz. O canım Devlet çökerken biz Kudüsü 401 yıl 3 ay 6 günlük bir hakimiyetten sonra bırakırız. Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür..tutmaya imkan yok. Ordu bozulmuş,çekiliyor.. devlet ,zevalin kapısında. İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde yağmalanmasın diye oraya bir artçı bölük bırakırız. Adet odur ki kenti zapteden galip , asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz.. Anlattı dedim ya. Gerisini tamamlayayım.. - Ben dedi , Kudüsü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan artçı bölüğünden
Sustu . sonra ,elindeki silahın namlusuna sürdüğü fişekleri ateşler gibi zımbaladı: -ben o gün buraya bırakılmış20. Kolordu, 36. Tabur, 8. bölük, 11. Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasanım
. Yarabbi . baktım, bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi
ellerine bir kez daha uzandım.gürler gibi mırıldandı: - Sana bir emanetim var oğul. Nice yıldır saklarım, emaneti yerine teslim eder misin? - Elbette dedim..buyur hele.. Konuştu : - memlekete döndüğünde yolun tokat sancağına düşerse
Git, burayı bana emanet eden kumandanım Kolağası (yüzbaşı) Musa Efendiyi bul.. ellerinden benim için öp.. ona de ki
Sonra kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi: - Ona de ki, 11. Makineli Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan, o günden bu yana, bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır tamamdır kumandanım. Dedi. Dersin
. Öleyazdım. Sonra yine dineldi. Taş kesildi. Bir kez daha baktım. Kapalı gözleri ardından dört bin yıllık peygamber ocağı ordumuzun serhat nöbetçisi gibiydi
ufukları gözlüyordu.. nöbetini başında idi..tam 55 yıl kendisini unutuşumuzdaki nadanlığımıza rağmen devletine KÜSMEMİŞTİ
( BU YAZI ZAMAN DERGİSİNİN EKİ OLAN AİLEM DERGİSİNDEN ALINMIS GERÇEK BİR OLAYDIR.) Bu yazıyı on kişiye beş kişiye gönderin demiyorum ama ata dediğimiz, bizden önce bu topraklarda yaşayan,55 yıl gözünü bile kırpmadan nöbet tutan bu mübarek insanın, kısa fakat bizlere çok şey anlatan bu hatırasına saygı gösterecek insanlara göndermenizi tavsiye ederim.
SON ZAMANLARDA ÜLKEYİ BUNALIMA SOKMAYA ÇALIŞAN İNSANLARA DERS OLUR İNŞALLAH... KENDİNİZE VE YAŞADIĞINIZ BU ÜLKEYE İYİ DAVRANIN.. | ||
| yok Yorum | Yorum yaz | Bağlantı |
| Sayfa : 1 Toplam: 6 |
| Son Sayfa | Sonraki Sayfa |
| kettlebells |